Bir Bencille Bir Yorgun

“Bir bencille bir yorgun ne yapar ki şu hayatta?” diyor Candan Erçetin şarkısında… Tam göğsümün ortasına oturuyor sözleri…
Bencil ne demek sizce? Sadece kendini düşünen mi?
Peki yorgun ne demek? “Takatım kalmadı, şuradan şuraya gitmeye, çaba harcamaya, emek vermeye” diyen mi?
Bencil de zaten “isteğim yok, çaba harcamaya, emek vermeye. Sen verirsen alayım” demiyor mu?
Aslında aynı şeyi söylüyorlar. Birinin enerjisi yok vermeye, diğerininse isteği…
Biraraya geldiklerinde ne oluyor peki? Biraraya gelebilirler mi ki?
Diğer insanlardan daha fazla biraraya gelirler hem de…

Bir düşünün bakalım; siz bencil tarafında mısınız yorgun tarafında mı?
Yorgunlar genellikle vermeyi sevenlerden çıkar. “Diğerkam” diyorlar bu cinse eski dilde… Yani, başkasının mutluluğunu düşünen… Zamanımızda aşağılanan bir özellik oldu, geçmişimizde pek makbul bir değerken…
Diğerkam insanlar da vermekten yorulurlar… Ya da artık yoruluyorlar…
Gereksiz iyilikler, vaktinden önce açılan kapılar, hak etmeden söylenen sevgiler, açılmayan ya da değersizliğe mahkum hediyeler, ihtiyacın ötesinde yüce gönüllülükle sunulan sırlar, düşünceler, hayatlar; yorgunların geçmişinde biriktirdiği ve sırtındaki yükü daha da ağırlaştıran fazla bagajdır…
Verilenlerin karşı tarafta yük olacağı sanılır, oysa gerekmeden sunulanlar verenin sırtına biner… Alamamak değildir dengeyi bozan… Vermeyi seven biri o kadar abartır ki bu işi, karşılığını verebilmek her babayiğidin harcı olmaz. Tek istisnası olur bu durumun: Karşıdaki de vermeyi seviyorsa ne ala…
Genellikle, vermeyi sevenler mıknatıs gibi bencil olanları kendilerine çekerler…
Benciller bayılır ya almaya…
Mutlu çift sanıyorsunuz değil mi?
Olamazlar…
Bencil insanlar, diğerkamların yaptıklarıyla duyacağı mutluluğu almalarına da taş koyarlar gün gelip…
Yanlış anlaşılmasın, bencil insanlar kötü insanlar değildir. Aksine çizdikleri sosyal profil, sevimli ve insan canlısıdır büyük ihtimalle… Yoksa, nasıl çekecekler diğerkamları kendilerine?
Onlar pervaneyi kendine çeken ışıktırlar. Parlak ve cezbedici… Diğerkam da “insan” elbet, pervane olmayı seven… Bencilin etrafında dönecek biri gerekir, diğerkam dünden razı… Işığı görkemlenecek sanır. Belki ateşi, o dönerken alevlenir parlar da… Ama, her pervane – ateş ilişkisi gibi sonu yanmak olur zavallı pervanenin…
Kanatları yanan pervane yorgunluktan düşer kalır…
Bencil ateş yanmaya devam eder, yeni pervanelerle ateşini besleyerek…
Uyanmazlarsa duruma, ateşli bencil de, diğerkam yorgun da unutur ne için yandıklarını… Sonunda ikisi de küle ya da kül rengi bir hayata teslim olur.

Yorgunluk ya da bencillik geçer mi peki?
Yani bir yorgun çok geç olmadan anlasa sonunu da, çekiverse arada kendini ya da yeterince dinlense eskisi gibi atlar mı ateşe gene? Bencilden almayı becerebilir mi?
Ya da bir bencil vermeyi deneyebilir mi? Ateşini kendi için değil, O’nu yakmadan sarıp sarmalayıp ısıtmak için kullanabilir mi?
Yorulmadan ve bencilleşmeden de bir arada kalınabilir mi?

Yazıma ilham olan şarkı , Candan Erçetin’den… “NEDENSE SUSTUM”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir